“Çok sağlıklı” yaşam sağlıklı mı?

“Çok sağlıklı” yaşam sağlıklı mı?

Dolabınızda sadece glutensiz, yapay tatlandırıcılarla tatlandırılmış ya da vegan gıdalar mı var? Detoks sularına aşina mısınız? Bir fitness salonuna üye misiniz ya da yoga etkinliğine katılıyor musunuz? Bunların hiçbirini yapmasanız bile en azından, her gün tartıya çıkıyor ve çeşitli diyetler deniyor musunuz? Hepimizin kabul etmesi gereken bir gerçek var ki, toplumumuz değişiyor.

Gıda paketlerinde gördüğümüz tüketiciyi çekmeyi amaçlayan etiketler değişiyor. Reklamlar, paylaşımlar, ideal kilo algımız değişiyor. En önemlisi de, “sağlıklı olma” kavramının çerçevesi değişiyor. Evet, artan obezite, diyabet, kanser… vb. hastalıklar, bizi sağlık odaklı bir yaşama itti, ancak bu sefer de “sağlık hastası” olduk. Artık insanlar sağlıklı davranışlar göstermeyenler üzerinde daha fazla baskı kuruyor; kötü beslenme alışkanlıklarımız, fiziksel aktivitesizliğimiz, vücut ölçülerimiz hep eleştiriliyor. Ne var ki, yapılan araştırmalar son zamanlarda anksiyete, güven eksikliği, sağlıklı yeme takıntısı ve spor bağımlılığı davranışlarının daha fazla arttığını ve birçok yeme bozukluğu ve antidepresan kullanımının bu sorunlara bağlı olarak ortaya çıktığını gösteriyor.

SAĞLIKLI OLMA TAKINTISI NEDEN KAYNAKLANIYOR?

SOSYAL MEDYA VE TELEVİZYONA DİKKAT EDİN

Görüntünüzün, kilonuzun, egzersiz yoğunluğunuzun ve beslenme tarzınızın nasıl olması gerektiğine her gün maruz kaldığınız sosyal medya ve televizyon programları mı karar veriyor? Bunların çoğunun reklam odaklı olduğu ve aslında bir sektörü beslediğini kendinize hatırlatmanızda fayda var. Çünkü, “sağlıklı yaşam trendi” ile, tüketimi teşvik edecek inanılmaz ürünler ortaya çıktı. Bu ürünlerin pazarlaması o kadar iyi yapılıyor ki, kendinizi o ürünü kullanmadan sağlıksız hissetmeye başlıyorsunuz. Örneğin, annelerin gebeliği sırasında oluşan plasentanın besleyici olduğu ve mikrobiyotamız için zengin içerikli iyi bakteriler içerdiği söylentileri, birçok kişinin doğum sonrası kendi plasentasını tüketmesine neden oldu. Hatta şimdi kuru plasenta kapsülleri bile satılıyor. Kısacası, dünya sizin her türlü “sağlık” zaafınızdan faydalanıyor.

Kendinize, televizyonda ve sosyal medyada gördüğünüz ince kadınların ve büyük kaslara sahip olan erkeklerin gerçekten sağlıklı olup olmadıklarını sorun. Ya o ince kadınların düz karnı ve düşük vücut yağı çok fazla egzersizden geliyorsa ve vücudunun gerektiği kadar verimli çalışmasını sağlamak için yeterli uyku veya kalori almıyorsa? Ya steroidler ve protein tozu ile kaslarını belirgin hale getirirken iç organlarına hasar veriyorsa ve genç yaşta ölmesine neden olacaksa? Ya da böyle görünmek için aşırı stres ve kaygıya maruz kaldılarsa ve antidepresan kullanıyorlarsa? Tabi ki gördüğünüz görüntü gerçekten sağlıklı bir bedene ve zihne de ait olabilir. Ancak, sağlıklı olmak illaki onlar gibi gözükmek değildir. Araştırmalar, kilolu insanların bile fit kalarak çok sağlıklı olabileceğini kanıtlıyor. Bu yüzden televizyon ve sosyal medyada maruz kaldığınız her türlü bilgiyi yaşamınıza uygulamadan önce bir akıl süzgecinden geçirin ve kendiniz için makul hedefler belirleyin.

SAĞLIĞI DEĞER YARGILARIYLA EŞLEŞTİRMEYİN

Sağlık; “mükemmel” vücuda ulaşmak, kısıtlayıcı şekilde veya iyi yiyecek-kötü yiyecek zihniyetine dayanarak yemek yemek, sağlıklı beslenme konusunda saplantılı olmak ile sorunlar başlıyor. Sağlık; stressiz, enerjik, ihtiyaçları karşılanan, dinlenen, motivasyonlu ve kronik ağrı çekmeyen bir bedende yaşamaktır. Kısacası her açıdan fiziksel ve ruhsal dengede olmaktır. Bir parça çikolata yemeniz veya spor salonunu bir günlüğüne kaçırmanız sizi sağlıksız bir insan yapmaz. Asla bir yiyeceği veya bir davranışı “kötü, sağlıksız” olarak etiketlemeyin. Bundan dolayı suçluluk duymayın. Diyet yapmanız gerekse bile, sevdiğiniz yiyecekleri az miktarda tüketmeye devam etmeli, ya da kendinize her şeyi yemenin serbest olduğu ziyafet günleri belirlemelisiniz. Spor yapmak istemediğinizde, koltuğa yayılıp en sevdiğiniz diziyi izleme zevkini kendinize arada vermelisiniz.

BESLENME VE EGZERSİZLE İLGİLİ ÇİZİLEN İDEAL İMAJI KABULLENMEYİN

Sağlık alanındaki en yaygın takıntı beslenmedir. Beslenme ile ilgili çeşitli teorileri araştırmaya başlayan bir kişi, her yiyeceğin zararlı olabileceğini düşünür. Et vejetaryenler için zehirdir, süt ürünleri veganlar için zehirdir, domates ve patlıcan makrobiyotikler için zehirdir, pişmiş yiyecekler çiğ yemekçiler için zehirdir. Herkes bir yiyeceğin sizin için iyi olmayabileceğini düşünebilir, oysaki çoğu yiyeceğin size faydası var. Etler çok fazla yağ içerebilir, ancak aynı zamanda birçok besin maddesi ile doludurlar. Yumurtada kolesterol olabilir, ancak içlerinde kolesterolü ve diğer yağları daha etkili bir şekilde sindirmeye yardımcı olan lesitin bulunur. Pişmiş yiyecekler belirli besin maddelerini kaybedebilir, ancak yiyeceklerin bu şekilde ısıtılması, bazı besin maddelerinin daha kolay özümsenmesini sağlayabilir. Sağlıklı yeme isteğini bir beslenme bozukluğu haline getirmeden önce, hayatınızda dengeyi kurmaya başlamalısınız.

Egzersiz tutkusu, zararlı olmaktan çok yararlı gibi görünse de, bir kişinin hayatına tamamen egemen olduğunda sıkıntı yaratmaya başlar. Egzersiz rutininiz her zaman ilk sırada olduğu için kişisel ilişkileriniz zarar görmeye başladığında, sakatlanmanıza rağmen egzersiz yapmaya devam ettiğinizde “sağlıksız” bir sona gidiyorsunuz demektir. Egzersiz yaptığınızda vücudunuzda salgılanan endorfin fazla olduğunda bağımlılık yapan morfine benzer, bu nedenle bazı kişilerde egzersiz bağımlılığı söz konusu olabilir. Bu kişiler, egzersiz miktarlarını aniden azaltırsa depresif nöbetlerle karşılaşabilirler.

SAĞLIK TAKINTISI SİZE NASIL ZARAR VERİR?

Sağlıklı beslenmeye aşırı odaklanma diyet seçimleriyle ilgili kaygı, hastalık korkusu zamanla radikal diyet kısıtlamalarına yol açar. Sadece yaşamak, hayatta kalmak için günlük yaklaşık 2 bin kaloriye ihtiyacınız var. Hele ki egzersiz yapıyorsanız, daha da fazla yiyeceğe ihtiyacınız olur. Bu kalori miktarını azaltmaya çalıştığınızda, vücudunuzun hastalıklara karşı sizi savunacak enerjisi kalmaz ve bağışıklığınız zayıflar. Her zaman yorgunsanız, çabuk yoruluyorsanız veya ayakta durduğunuzda başınız dönüyorsa, sağlıklı olma çabasıyla demir, B-12 veya folat gibi vitamin ve mineralleri yeterince almıyor olabilirsiniz.

NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Diyet ve sağlıklı kelimeleri kullanılarak size satılmaya çalışılan ürünler yerine, doğal, çeşitli ve gerçek gıdalar yemeye çalışın.
Klinik araştırmaların yapılmadığı, Sağlık Bakanlığı ya da Tarım ve Orman Bakanlığı’nın onaylamadığı zayıflama haplarını ve diğer bazı reçetesiz satılan takviye ürünlerini tüketmeyin. Kapsüllerden tozlara ve çaylara kadar pek çok formda satılabilen bu ürünler, farklı maddelerle etkileşime girdiğinde, aşırı dozda alındığında ya da size özel bir sağlık koşulu nedeniyle, yüksek tansiyon, uykusuzluk, böbrek sorunları, karaciğer hasarı, gibi hastalıklara yol açabilir. Sağlıklı olmak için asla sosyal çevrenizden vazgeçmeyin, birebir ilişkilerinize zarar vermeyin. Sosyalleşmek, sizi sağlıklı tutacak olan ve yaşam sürenizi uzatan önemli bir faktör. Sosyal izolasyon ise birçok hastalıkla ve artmış ölüm riskiyle ilişkili bulunmuştur.

Sağlıklı bir yaşam tarzı yaşamak tamamen denge ile ilgilidir. Bu dengeyi bulmak için çabalayın. Değişimler yapamadığınızda kendinizi suçlu, kaygı ve stres dolu hissetmeyin. Bu şekilde hissetmek, daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Kilo hedefleriniz sizi ciddi stres altına soktuysa, daha uygun, dengeli bir beslenme ve hafif bir egzersizle başlayın. Hepimiz için doğru olan bir sağlık reçetesi maalesef yok. Hepimizin ihtiyaçları farklı olduğundan, kendinizi başkalarının reçetelerine göre değil, kendi gözlemlerinize göre şekillendirin.

Author:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir