“Enflasyon düşme eğilimine girdi ancak maliyetlerimiz gerilemiyor’’

Gerek içerde gerekse dışardan birçok ekonomistin Türkiye özelinde uyarılarda bulunduğunu söyleyen Ürün, “Şu anda PMI verileri güçlü geliyor. Enflasyon düşme eğilimini sürdürüyor. Ancak, reelde piyasaların yaşadıkları ortada. Her bir sektörümüzün üretim için, ihracat için, istihdam temin edebilmek için nasıl mücadele içinde olduğunu bizler biliyoruz. Enflasyon gerilese de, hiçbir şekilde maliyetlerimiz gerilemediği gibi aksine artmaya devam ediyor.

Finansman maliyeti ve temin etme konusunda yapılan her bir düzenleme üretimin önünde duvar örmektedir. Dövize ilişkin yapılan uygulamaların ve kur üzerindeki stresin yarattığı mağduriyeti malum. CDS risk priminin 700’e ulaşması da tüm bunların bir sonucudur. Bunun artık görülmesini ve geri adım atılmasını istiyoruz” diye konuştu.

Yeni yatırım alanları tahsis edilmiyor

Belirlenecek olan Bakanlar Kurulu’nun işinin kolay olmayacağı değerlendirmesinde de bulunan Ürün, “Türkiye ekonomisinde her kesimin elini kolunu bağlayan, satın alma gücünü gerileten enflasyon ana konudur.

Gıda enflasyonu da birçok sebepten dolayı oldukça yüksek seyretmeye devam etmektedir. Öyle ki, dünya ortalamasında gıda enflasyonu Mart itibari ile yıllık yüzde 21 gerilerken, OECD ülkelerinde artış yüzde 14, Euro Bölgesi’nde yüzde 17,5 ülkemizde de yüzde 54 seviyelerindedir. Tarım ülkesinde bu denli bir artışı kabul etmek mümkün değildir. Anadolumuzun verimli toprakları, yeniden özüne dönmelidir.

Bakınız, ülkemizin toplam alanının yüzde 49’u tarım alanıdır. Yüzde 30’u ormanlık alandır. Sadece binde 4’ü sanayi alanıdır. Ve bizler bu binde dörtlük bir alanda üretmeye, katma değer yaratmaya çalışıyoruz. Yeni yatırım taleplerine özellikle de büyük çaplı yatırımlara yer tahsisi yapılamıyor. Çünkü, böyle bir alan bulunamıyor.

Çünkü, kriterler ortada: Kentin dışında olmak zorunda, tarım alanı kesinlikle olamaz. Keza, ormanlık alan mümkün değil. Peki biz, yatırımlarımızı, üretimlerimizi nerede yapacağız. Türkiye nasıl gelişecek? Küresel ekonomide korumacılığın öne çıktığı bir dönemde nasıl üretip, nasıl büyüyeceğiz? Bu noktada özellikle altını çizmek isterim ki, tarım arazileri tarımsal üretim için kullanılmalıdır. Konut yapımına izin verilmemelidir. Deprem gerçeği de dikkate alınarak kayalık alanlarda konut yapımı artırılmalıdır” dedi.

Sanayi alanı artmalı

Üretim ekonomisi ile gelişmeyi başarmış ülkelere nazaran Türkiye’nin geride kaldığını da belirten Ürün, “Atıl durumda, tarıma elverişsiz 300 milyon metrekare hazine arazimiz var. Bugüne kadar 21 OSB’nin kurucu ortağı bir Odayız. Yeni bir OSB kurmak istediğimizde alan bulamadığımızın da altını çizmek isterim. Ekonomimiz maalesef alarm veriyor. Türkiye’nin geleceği üretimdedir. Yeni üretim alanları arıyoruz, bulamıyoruz. Beklentimiz devletimizin bizleri de içine alan samimi bir çalışma ile ülke yararına gerek orman, gerekse hazine arazilerini makul seviyede sanayicinin hizmetine sunmasıdır” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir