II. Dünya Savaşı’nın ardından, Karl ve Theo Albrecht, savaştan döndüklerinde aile şirketlerinin yıllarca süren hava saldırılarından mucizevi bir şekilde zarar görmeden kurtulduğunu görünce, annelerinin işini devraldılar ve onu ‘dünyanın ilk indirim mağazasına’ dönüştürdüler.
lovemoney.com’un haberine göre 1948 yılında Albrecht KG adıyla kurulan şirket, kısa sürede Essen ve çevresinde dört mağaza açarak indirim perakendeciliğinde yeni bir dönemi başlattı.
En düşük fiyat politikasını benimseyen Albrecht kardeşler, yalnızca bozulmayan ürünleri stoklayarak operasyonel maliyetleri düşürdüler ve hızlı satılmayan ürünleri raflardan kaldırma stratejisiyle kısa sürede başarıyı yakaladılar.
Küçük bir süpermarket zinciri kurmayı hedefleyen kardeşler, reklam için de ödeme yapmayı reddederek maliyetlerini daha da düşürdüler.
1950 yılında Almanya’nın Ruhr bölgesinde 13 mağazaya ulaşan Albrecht’ler, 1954’te Almanya’daki ilk self servis mağazayı açarak perakende ticaretinde yeni bir dönemin kapılarını araladılar.
Tütün ürünleri konusunda anlaşmazlık yaşadılar
Theo ve Karl Albrecht, sektörde on yıldan fazla birlikte çalıştıktan sonra, tütün ürünlerinin satışı konusundaki anlaşmazlık nedeniyle yollarını ayırdılar.
Theo, sigara satan Albrecht-Diskont Nord’un kontrolünü üstlenirken, Karl sigara satmayan Albrecht-Diskont Süd’ün yönetimini devraldı.
1962 yılında, anlaşmazlıklarına rağmen iş birliğini sürdüren kardeşler, şirketlerini Aldi Nord ve Aldi Süd olarak yeniden markalandırmaya karar verdi. Aldi Nord, kuzey Almanya’daki mağazaları devralırken, Aldi Süd güneydeki mağazaların sorumluluğunu aldı ve iki bölge arasındaki sınır ‘Aldi ekvatoru’ olarak adlandırıldı.
1966’da iki grup mali ve hukuki olarak da ayrıldı. O dönemde Almanya’da 200 Aldi Süd mağazası bulunuyordu. Aldi, uluslararası pazara ilk adımını 1967 yılında Aldi Süd’ün Avusturyalı market zinciri Hofer’i satın almasıyla attı. Aldi Nord ise 1973 yılında Belçika’ya genişleyerek bu küresel büyümeye dahil oldu.
Silah zoruyla alıkonuldu
Aldi’nin tarihindeki en dramatik olaylardan biri, 1971 yılında Theo Albrecht’in kaçırılmasıyla yaşandı. Albrecht, Heinz-Joachim Ollenburg adlı bir avukat ve suç ortağı Paul Kro tarafından silah zoruyla alıkonuldu. Bugünün değerleriyle 22 milyon doları aşan fidye ödendikten sonra Albrecht, 17 günlük esaretin ardından serbest bırakıldı. Theo Albrecht, fidye tutarını vergiden düşülebilir bir masraf olarak talep etmeye çalıştı, bu girişim kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Bu olayın ardından, Albrecht kardeşler özel hayatları hakkında dikkat çekici bir şekilde ketum hale geldi. Forbes dergisi, Theo Albrecht’i ‘bir yetiden daha yalnız’ biri olarak tanımladı. Theo’nun halk tarafından bilinen son görüntüsü, serbest bırakılmasının ardından çekilen 1971 yılına ait fotoğrafıyla sınırlı kaldı. Kardeşlerin birlikte çekilen son fotoğrafı ise 1987 yılında yayınlandı. Theo’nun, işe giderken her gün farklı bir rota seçerek zırhlı bir minibüs kullandığı söylendi.
Öldüğünde Almaya’nın en zengin adamıydı
Kardeşlerin ilişkisi ve hikayesi, 2018 yılında ‘Die Aldi-Brüder’ adlı belgesel filmde aktörler Arnd Klawitter (Theo Albrecht) ve Christoph Bach (Karl Albrecht) tarafından ekrana taşındı.
2010 yılında, Aldi Nord’un eski CEO’su Theo Albrecht, 88 yaşında hayata veda etti. Forbes dergisi tarafından o yıl dünyanın en zengin 31. kişisi olarak sıralanan Albrecht’in net serveti 16,7 milyar dolardı ve bu miktar günümüz değerleriyle 24 milyar doları aşıyordu.
Ortak kurucusu ve kardeşi Karl Albrecht ise 1990 yılında CEO’luk görevinden emekli olmuştu. Günümüzde süpermarket imparatorluğu, özel aile vakıfları tarafından yönetiliyor. Karl Albrecht, 2014 yılında 94 yaşında vefat ettiğinde Almanya’nın en zengin insanıydı. Aldi Süd’ün eski CEO’su olan Albrecht’in kişisel serveti, dönemin değeriyle 25 milyar dolar, bugünün parasıyla ise yaklaşık 33,2 milyar dolar olarak hesaplanmıştı.
Vasiyet aile içinde kırılmaya neden oldu
Ancak Aldi imparatorluğu, perde arkasında aile içi çatışmalara sahne oldu. Theo Albrecht’in dul eşi Cäcilie Albrecht’in vasiyeti, Kasım 2018’de ölümünün ardından aile içinde bir kırılmaya neden oldu. ‘Aldi’nin grande dame’i olarak anılan Cäcilie, merhum oğlunun beş çocuğunu ve dul eşi Babette’yi, şirketin tasarruf odaklı felsefesine uymayan lüks harcamalarla suçladı. Bu suçlamalar sonucunda, Cäcilie oğlunun çocuklarını ve gelinini şirketteki gelecekteki rollerinden dışladı. Babette ve çocukları ise herhangi bir yanlış yaptıkları iddialarını reddetti.
Aldi’nin kurucu ailesi arasındaki gerginlikler, süpermarket zincirinin küresel genişlemesini engellemedi. Şirket, 1976 yılında ABD pazarına Iowa’daki ilk mağazasını açarak giriş yaptı. Merkezi Illinois’de bulunan Aldi Süd, 2017 yılında başlattığı 5 milyar dolarlık stratejiyle son on yılda ABD’deki mağaza sayısını ikiye katladı ve bugün 2.300’den fazla mağaza işletiyor.
ABD’de 800 yeni mağaza açmayı planlıyorlar
Aldi, 2023 yılının Mart ayında, 2028 yılına kadar ABD’de 800 yeni mağaza açmayı planladığını duyurdu. Ancak ABD’de yalnızca Aldi Süd değil, Aldi Nord da varlığını sürdürüyor. 1979 yılında Theo Albrecht liderliğindeki bir konsorsiyum, indirim zinciri Trader Joe’s’u satın aldı. Şirket şu anda ABD’de yaklaşık 580 mağaza işletiyor.
Şu anda Aldi Nord, ülkenin kuzeyinde yaklaşık 2.200 mağazaya sahipken, Aldi Süd güney Almanya’da yaklaşık 2.000 mağazayı işletiyor. Şirket, 1990 yılında İngiltere pazarına girerek ilk süpermarketini Birmingham’da açtı ve 2023 yılında Birleşik Krallık’taki 1.000’inci mağazasını açarak büyük bir kilometre taşına ulaştı. Şirket ayrıca gelecekte 500 mağaza daha açmayı hedefliyor.
Birleşik Krallık’ta hızla büyüyen market haline geldi
Aldi, bugün Birleşik Krallık’ın en hızlı büyüyen süpermarket zincirlerinden biri konumunda ve pazar payına göre dördüncü sırada yer alıyor. 1991 yılı itibarıyla Aldi grubu, sekiz Avrupa ülkesi ile Amerika Birleşik Devletleri’nde mağaza ağını genişletmişti.
Son otuz yıl içinde Aldi, İrlanda, Avustralya, Fransa, İspanya, Slovenya, İsviçre, Portekiz, Macaristan ve Polonya gibi birçok ülkeye yayıldı. Aldi Nord’a bağlı mağazalar, 1988’de Fransa’nın Croix şehrine giriş yaptı ve 2021 itibarıyla ülke genelinde 1.300 mağazaya ulaştı. Bu mağazalarda satılan gıda ürünlerinin %75’inden fazlasının yerel kaynaklardan temin edilmesi, zincire uluslararası alanda belirgin bir yerel tat kazandırdı.
Çin pazarına da girdi
Şirketin son başarılarından biri ise 2019’da Çin pazarına giriş yapması oldu. Şanghay’da açılan Aldi süpermarketleri, Avrupalı muadillerinden farklı olarak daha lüks bir estetik sunuyor ve taze balıkların satıldığı büyük tezgahlarla dikkat çekiyor. Aldi’nin şu anda Şanghay’da 53 mağazası bulunuyor ve önümüzdeki yıllarda bu sayıyı 100’e çıkarmayı hedefliyor.
Aldi Süd ve Aldi Nord arasındaki farklara gelirsek, Aldi Süd 2022’de 7.000’den fazla mağazası ve 76 milyar avroluk (82 milyar dolar) net satış geliriyle gruplardan daha büyüğü konumunda. Aldi Süd, Çin’deki mağazaları yönetmenin yanı sıra güney Almanya, İngiltere, İrlanda, Avustralya, İsviçre, Macaristan, ABD ve Avusturya ile Slovenya’daki Hofer zincirlerinden sorumlu. Aldi Nord ise kuzey Almanya, Hollanda, Fransa, İspanya, Danimarka, Polonya, Portekiz, Belçika ve Lüksemburg gibi ülkelerde faaliyet gösteren mağazalarıyla güçlü bir uluslararası varlığa sahip.